Dara harabeleri

tarix14.01.2018
ölçüsü35.28 Kb.

PROJE RAPORU

Projenin Adı

Dara antik kentinin tanıtımı

Projenin Amacı

Dara antik kentinin tarihi ve bugünkü durumunun araştırılması ve turizm açısından tanıtılmasının sağlanması.


GİRİŞ

Mardin, kuzey Mezopotamya’da yer alan bir ilimizdir. Adı “Merdin” olup “kaleler” anlamına gelir. Gerçekten de şehir dağ üzerine kale gibi kurulmuştur. Timur, iki defa saldırmasına karşılık bu şehri alamamıştır.

Kuzey Mezopotamya’da milattan önce 10000 yıllarına kadar giden eski yerleşimlerin varlığı bilinmektedir. Diyarbakır’da Çayönü arkeolojik kazıları, MÖ 10 000 yıllarına ait bir yerleşim yerini ortaya çıkarmıştır. Yine Kuzey Mezopotamya içinde bulunan Şanlıurfa’da yapılan Göbekli tepe’de MÖ 9500 yıllına tarihlenen ve tapınak olarak değerlendirilen eserler bulunmuştur.

Bütün bunlar, Fırat ve Dicle nehirlerinin suladığı Mezopotamya’da insanların çok eski dönemlerden beri yaşadığını göstermektedir.

Yazılı tarihin başladığı MÖ 3000 yıllarında Mezopotamya’da Sümer ve Elam’lar yaşamaktaydı. Daha sonraları Asurlular ve Akadlar bölgeye geldiler. MS 2000 de Anadolu’da Anadolu Beylikleri (Hattiler) yaşadı.

Mardin Hurri ve Mitanni’lerin kontrolünde olan Hanigalbat bölgesi içinde kalmıştır. Hurriler, Anadolu’ya ilk atı getiren topluluk olarak bilinir.

Daha sonraki yıllarda Asurlular genişleyerek bu toprakları ele geçirir. Asurlular daha çok Anadolu’da oluşturdukları Asur Ticaret kolonileri ile ünlüdür. Asurlular gerileme döneminde başkent Ninova’yı kaybettikten sonra iki yıl Harran’ı başkent olarak kullanmışlardır. Bu dönemde Mardin, Asurluların yönetiminde kalmıştır.

MÖ 500 yıllarında ise bu bölge ve Anadolu’nun büyük bir kısmı Persler’in kontrolünde yaşamıştır. MÖ 334 yılında Büyük İskender Makedonya’dan Anadolu’ya girerek Pers imparatoru III. Darius ile iki defa savaşmış ve Pers imparatorluğuna son vermiştir. M Ö VI. yüzyılda Darius tarafından burada bir kent kurulduğu söylenmektedir. Büyük Darius (M.Ö. 549 - M.Ö. 485) M.Ö. 552 - 485 yılları arasında İran'ı yönetmiş olan imparator, Pers tarihinde çok önemli imparatorlardan birisi olarak bilinir. Darius döneminde imparatorluk en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Ayrıca, Büyük Kiros'un yapımını başlattığı ticaret yolları tamamlanarak ulaşım kolaylaştırılmış, ülkede barış ve istikrar sayesinde ekonomik faaliyetler gelişti ve Akdeniz'in batısına kadar uzanan ticaret hatları kurulmuştur. Darius dönemindeki en büyük bayındırlık faaliyeti ise Persepolis adlı yeni başkentin inşa edilmesi olmuştur. Perslerin MÖ VI yüzyılda bu bölgede hâkim olması ile Aramiceyi resmi dil haline getirmiş, Arami kültürünün güç kazanmasına sebep olmuşlardır. Milattan önce 333 yılında Büyük İskender, ünlü Pers İmparatoru III. Darius’u burada yendiği söylenmektedir. Büyük İskender’in bu bölgeyi alamsıyla Makedon kültürü yerleşmiştir. Helenistik kültür, Yunan kültürü ile yerel kültürün karışması ile ortaya çıkmıştır.

Bu bölge Hristiyanlık tarihi bakımından da önemlidir. Bu bölgede yaşayan Süryaniler, Hristiyanlığı kabul ettikten sonra kilise ve manastırlar yaptırmışlardır. Bu kilise ve manastırların birçoğu günümüzde ayaktadır. Dünyadaki Süryaniler 600 yıl (1293-1932) Mardin’deki Deyrül Zaferan manastırından yönetilmiştir. Roma İmparatorluğu Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul ettikten sonra bu bölgede kiliseler yaptırmış veya yapımına katkıda bulunmuştur.

MÖ 131 yılında Şanlıurfa’da Abgar (Ostrohone) devleti kurulmuştur. Mardin, bu devletin etkisinde kalmıştır. Tarihte Hristiyanlığı ilk kabul eden kral, bu devletin kralı Abgar olarak kabul edilir. Milattan sonra, zamanın iki büyük gücü olan Roma imparatorluğu ile Pers’ler arasında bu bölge paylaşılamamış, zaman zaman bu iki ülke arasında el değiştirmiştir. Roma İmparatorluğu, Pers saldırılarına karşı çeşitli yerlerde garnizonlar ve kaleler kurmuşlardır. Bugün kalıntıları görülen Dara, milattan sonra Romalılar tarafından kurulmuştur. Dara, Romalıların, Pers (Sasani) saldırılarına karşı koymak amacıyla kurduğu birkaç garnizondan birisidir.

Roma imparatoru Anastasius Dara kentini imar etmek için içinde mühendislerin de bulunduğu bir ordu göndermiştir. Bu ordu, bir an önce geriye dönme arzusuyla çok hızlı bir şekilde çalışarak hesaplanan süreden daha kısa bir zaman içinde imar işini bitirmiştir. Bu arada Mardin sınırları içinde bulunan Deyr-Zaferan manastırını da bu ordu yapmıştır. Aslında manastırı daha önceden var olan bir tapınak üzerine kurmuşlardır. Bugün, manastırın mahzeninde bu güneş tapınağı ziyaret edilebilmektedir.

Bu tapınağın tavanı, düzgün kesme taştan düz dam şeklinde yapılmış olup orijinaldir. Taşlar, paralelkenar şeklinde olduğundan birbirini tutmakta ve taşlar arasında harç gerektirmemektedir.

Bu bölge VII. yüzyılda Müslüman Araplar tarafından fethedilmiş, XV. yüzyıldan sonra Türklerin egemenliğine girmiştir.

Dara harabeleri,

Mardin- Nusaybin yolu üzerinde bulunmaktadır. Mardin’den 25 km doğuda, yolun sol tarafında Oğuz köyündedir. Mardin-Nusaybin yolundan 9 kilometre

kuzeydedir. Nusaybin’e 25 km uzaklıktadır

.

1986 yılında Sit alanı ilan edilmiş olup, 1988

yılından beri kazı yapılmaktadır.

Burası, ipek yolu üzerinde bulunduğu için, henüz somut bir kanıt bulunmasa da çok eski dönemlerde de yerleşim yeri olması ihtimali olabilir.

Antik kent, yaklaşık dört kilometre uzunluğunda bir sur ile çevrilmiştir. Bugün kalıntıları görülmekte olan sur, eski çağlarda şehirlerin korunması amacıyla sık sık başvurulan bir yöntemdir. Eski Sümer şehir devletlerinin etrafı hendekler ile çevrilerek korunmuştur. Daha sonraki çağlarda şehirler surlar ile korunmuştur. Bugün birçok antik kentin etrafını çeviren surların kalıntılarına rastlamak mümkündür. Prof. Dr. Metin Ahunbay, surların üzerindeki burçların yerini belirlemiş ve 1/1000 ölçekli plan üzerinde göstermiştir Bu burçlardan ancak çok azı ayakta denebilecek durumda olup çoğu fazlaca tahribat görmüş ve toprak altında bulunmaktadır.

Dara antik kentinde bir de iç kale vardır. Şehrin kuzeyinde bulunur. İç kale yüksekçe bir tepe üzerinde kurulmuştur. Antik kentlerde iç kale, savunma amacıyla genel olarak yükseklere kurulmaktadır.

Prof. Ahunbay, bu kentin yerinin seçiminde, kentin içinden geçen ve 12-13 no’lu surların arasındaki küçük kemerlerin içinden geçerek çıkan dere suyunun etkili olduğunu belirtmiştir. Dara harabelerinde en çok dikkat çeken özeliklerinden birisi de kayalara oyulmuş odalardır. Bunlar muhtemelen kaya mezarları olarak kullanılmıştır.( neden böyle düşünüldüğü yazılabilir.)Kaya mezarlarının bazıları toprak seviyesinde olmasına karşılık bazıları yerden oldukça yüksektir. Mezar odalarının boyutları farklıdır. Bazıları büyük bazıları ise daha küçüktür.

Kaya mezarlarının üst kısmına çok düzgün bir şekilde kemer yapılmış olduğu dikkati çekmektedir.

Kaya mezarlarının bulunduğu yerin devamında tapınak olarak kullanıldığı düşünülen iki katlı olarak oyulmuş bir kısım bulunmaktadır Bu yapının alt katında bir mekan vardır. .Deyrül Zaferandaki güneş tapınağını dikkate alarak, bu mekânın doğuya bakan açıklık kısmının da olmasıyla bu yapının bir güneş tapınağı olma ihtimali vardır diyebiliriz..Burada toplanan insanlar, güneşin doğuşunu beklemiş ve ilk ışıkların içeriye girmesiyle birlikte kurban kesmiş olabilir. Ancak, kişisel görüşme yaptığımız Doç. Dr. Bahattin Çelik, bu kentin bilinen kuruluş tarihinin Hristiyan Roma-Bizans dönemine ait olduğunu dikkate alarak, bu mekânın güneş tapınağından daha ziyade kentin yöneticileri ve ileri gelenlerine ait bir aile mezarlığı olabileceğini değerlendirmektedir. Köyde yaşayan insanlarla yapılan görüşmelerde, bu mekânın eski bir kilise olduğu bilgisine ulaşılmıştır.

Üst kısmı kemerli olarak oyulmuş mekânların da yöneticilere ait aile mezarlığı olduğu sanılmaktadır.

Son günlerde gazete haberlerinde yaklaşık

3000

yıllık kemik kalıntılarının bulunduğu anlatılmaktadır. Ancak şu aşamada bu tarihin kesin olmadığını göz önünde tutan Doç Dr. Çelik, bu kemiklerin

1500

yıllık olma ihtimalini daha kuvvetli olarak değerlendirmektedir. Dara antik kenti mimari yapısıyla Roma şehirleri özelliği göstermektedir. Roma kentlerinde genel olarak kamu binaları, çarşı, tiyatro, hamam gibi yapılara sahiptir. Romalılar, su bulunmayan şehirlere başka yerlerden su getirmek için kanallar, tüneller, su kemerleri yapmışlardır. Dara kentine de su sağlamak amacıyla sarnıç yapmışlardır. Sarnıç, uzunlamasına bölümler halinde kurulmuştur. Bu bölümlerin kalıntıları görülebilmektedir.

Sarnıç bölümlerinin tavanı kemer şeklinde örülmüştür. Dağdan gelen sular burada biriktirilip yazın kullanılmaktadır. Anadolu, Avrupa’ya göre genel olarak özellikle yaz mevsiminde kuraklık çekmektedir. Anadolu’nun birçok yerinde değişik yapı ve boyutlarda sarnıçlar görülmektedir. Burada görülen sarnıç, kompartımanlara ayrılmış şekilde, beşik tonoz olarak tanımlanan tavan ile kapatılmıştır.

Uzunluğu yaklaşık 100 metre kadar sarnıç bölmelerinin eni yaklaşık 2 metredir. Sarnıç duvarları moloz taştan, kemerleri de taş ve tuğladan yapılmıştır.

Bu gün yerleşim yeri olan köy içinde bir yeraltı yapısı daha vardır. Bu yapıya köylüler zindan olarak tanıtmaktadır. Ancak oldukça derin olan bu mahzenin su toplamak amacıyla kullanılmış olması daha gerçekçi görünmektedir. Yapı, İstanbul’daki “Yerebatan Sarayı”nı andırmaktadır. Doç Dr. Çelik de yapılan kişisel görüşmede bu mekânın ilk yapılış amacının sarnıç olduğunu değerlendirmiştir.

Mahzenin derinliği yaklaşık 30 metre kadar olup taş merdivenle inilmektedir.

Aydınlatma, günümüzde elektrik lambalarıyla sağlanmaktadır.

Prof. Ahunbay, zindan olarak anılan bu mekânı inceleyerek, kare planlı, üç kapılı ve L planlı serbest ayaklar ile desteklendiğini belirlemiştir.

Kentin batı kısmında yerleşim yeri olarak kullanıldığı sanılan, kayalara oyulmuş yapılar bulunmaktadır. Bu bölgenin yerleşim için kullanılmış olması ihtimali bulunmaktadır.

Bazı evlerin yapısında antik kentin kalıntılarına rastlamak mümkündür.

Dara antik kenti, kalesi, iç kalesi, mezarlığı (nekropol) ve su sarnıçlar ile bir Roma-Bizans dönemi kenti özelliği göstermektedir.

Burada yaşayan insanlar su baskınlarından korunmak ve suyun akışını düzenlemek amacıyla baraj kurmuşlardır. Bu baraj kalıntıları kentin 10 km kadar kuzey doğusunda bulunmaktadır.

Roma dönemi kentlerinde bulunan tiyatro ve hamam binalarının kazılar sonucu ortaya çıkma ihtimali vardır. Çünkü hamam ve tiyatro, Roma-Bizans dönemi kentlerinin önemli yapıları arasında bulunmaktadır. O dönemde hamam hem sağlık ve temizlik bakımından önemli hem de günlük hayatın içende bir toplantı merkezi kabul edilir. Mermerden yapılan tabanın altından sıcak hava dolaşarak hamamı ısıtır. Hamamın soğuk, ılık ve sıcak bölümleri bulunurdu. Hamamlar imparatorluk devrinde gece gündüz açıktı.

Bir roma hamamında şu bölümler bulurdu:

Spor alanı (Paleestra), giriş ve bekleme yeri (atrium), soyunma yeri (Apaditorium), yağlanma, terleme ve dinlenme mekânları (tepidarium), sıcak mekân (Kaldarium) buhar banyosu (Lokarikum), soğuk suyla yıkanma bölümü (Frigidarium) bulunurdu. Ayrıca, sosyal alanlar yani toplantı ve dinlenme alanları ile kütüphaneler de bulunurdu. Bu bilgiler ışığında ilerleyen kazılar ile bir hamam ortaya çıkması beklenebilir.

Tiyatro, Roma dönemi kentlerinin önemli yapıları arasındadır. İnsanları eğlendirmeyi ve dinlendirmeyi amaçlayan tiyatrolar, Yunanlılar tarafından Romalılara tanıtılmıştır. Bugün için böyle bir yapı bulunmamakla beraber bir tiyatro bina kalıntısının bulunması da beklenebilir.

Bir Roma kenti olarak Dara’da bulunması beklenen yapılardan birisi de agora’dır. Agora, Yunan şehirlerinde de bulunan yönetim binaları yanı sıra pazar olarak ta kullanılan binaların oluşturduğu yer olarak bilinmektedir. Yani dini, ticari ve idari binalar burada bulunmaktadır.

Kazılar sonunda kalıntıların daha belirgin hale gelmesiyle Dara antik kenti bölgemiz için çok önemli bir turizm merkezlerinden birisi olabilecektir.

YÖNTEM

Projenin hazırlanmasına karar verebilmek için Ağustos 2009 ayında Dara’ya gidilip antik kent yerinde görülmüştür. O sırada Zindan olarak isimlendirilen yerde Prof. Dr. Metin Ahunbay’ın ekibinin çalışma yaptığı görülmüştür. Hocanın oldukça yaşlı olduğu dikkate alınarak kendisine rahatsızlık vermemek için yardımcıları ile görüşülmüştür. Toplanan bilgiler, kitap ve dergiler ile karşılaştırılmış, Harran Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Bahattin Çelik’e de danışarak değerlendirilmiştir.

SONUÇLAR ve TARTIŞMA



  • Bugün Dara antik kenti, kalesi, iç kalesi, mezarlığı(nekropol) ve su sarnıçları ile bir Bizans dönemi kenti özelliği göstermektedir.

  • Burada yaşayan insanlar su baskınlarından korunmak ve suyun akışını düzenlemek amacıyla baraj kurmuşlardır. Bu baraj kalıntıları kentin 10km kadar kuzeydoğusunda bulunmaktadır.

  • Roma dönemi kentlerinde bulunan tiyatro ve hamam binalarının kazılar sonucu ortaya çıkma ihtimali vardır. Çünkü tiyatro ve hamam bir Roma kentinin önemli yapılarını oluşturur. Hamamlar o dönemde alttan ısıtılıyordu. Sıcak havanın geçtiği bir boşluk üzerinde mermer zemin yapılıyordu. Hamam günlük hayatın bir parçasıydı. Hatta bazı toplantılar için hamamlar mekân olarak seçiliyordu. Hamamlar her Roma kentinde kalıntısı bulunan tiyatro, kazılar devam ettikçe muhtemelen Dara’da da bulunmayı beklemektedir.

Kazılar sonucunda kalıntıların daha belirgin hale gelmesiyle Dara antik kenti bölgemiz için çok önemli turizm merkezlerinden birisi olabilecek.

  • Tarihi ipek yolu üzerinde bulunması yerleşim yeri olduğunu gösterir. Ayrıca birçok kültürden de etkilendiğini söyleyebiliriz.

  • Araştırmayı ilk başlatan Prof. Dr. Metin Ahunbay olup, Mardin Müze Müdürlüğü başkanlığında 1986’da başlatmıştır.

  • 1990’lar dan itibaren yazılan kazı raporlarına ulaşılmıştır.

  • İç kalenin varlığı dış tehditlerden korunmak amacıyladır. Bu antik kente iç kalenin varlığı da sık sık istilaya uğradığının göstergesidir.

  • Oyulmuş kayalardan odaların kaya mezarları olduğu tahmin edilmektedir.

  • Antik kentte son zamanlarda toplu mezarların bulunduğu tespit edilmiştir.

  • Bulunan toplu mezarların 3000 yıl öncesine ait olduğu ifade edilmektedir.

  • Tapınağın güneşe bakan tarafında bir açıklık bulunması buranın kutsal sayıldığını göstermektedir.

  • Sulama amaçlı kanalların yapıldığı görülmüştür.

  • Sulama kanallarında da kemerler dikkati çekmektedir. Bu durum bize Roma medeniyetinin buradaki etkilerini gösterir.

  • Antik kentte yer altı mahzeni de bulunmuştur. Bu mahzenin su deposu olma ihtimali ağır basar. Köylüler bu yapıyı zindan olarak adlandırmaktadırlar.

  • Sarnıcın arka planında keşfedilmeyi bekleyen mağara benzeri yapılar vardır.

  • Günümüzde bu kentten çıkarılan taşlar köylüler tarafından yapılarda kullanılmaktadır.

  • Mevcut Oğuz köyü Dara kalıntılarının üstünde bulunmaktadır.

  • Burası, ipek yolu üzerinde bulunduğu için, henüz somut bir kanıt bulunmasa da bulunduğu bölgeyi de göz önüne alınca çok eski dönemlerde de yerleşim yeri olması ihtimali olabilir diyebiliriz.

  • Mezar olarak düşünülen odalarının boyutları farklıdır. Bazıları büyük bazıları ise daha küçüktür.Bunun sebebi toplumda sınıflaşma olabilir.

KAYNAKLAR

Ahunbay, M. 1990. Dara-Anastasiopolis. XII. Kazı sonuçları toplantısı. No:1. s 391-395.

Ahunbay, M. 1990. Dara-Anastasiopolis. XIII. Kazı sonuçları toplantısı. No:1. s 197-199.

Akurgal, E. 2007. Anadolu Uygarlıkları. Net Turistik Yayınlar A.Ş. İstanbul.

Doç. Dr. Bahattin ÇELİK. Kişisel görüşme. Harran Üniversitesi, Şanlıurfa. http://tr.wikipedia.org/wiki/Antik_Roma_Tiyatrosu http://tr.wikipedia.org/wiki/I._Darius http://www.haberler.com/dara-harabelerinde-hz-isa-donemine-ait-toplu-haberi/ http://www.ilahi-tr.org/kultur-sanat-bilim/32611-hamam-hamamin-genel-ozellikleri.html
http://www.tiyatro.net/sayfa/31/roma_tiyatrosu.html

Maner, Ç. 2006. A Traveler’s Guide to Mardin. MAREV. İstanbul

Mardin Gezi Klavuzu. Mardin İl Turizm Müdürlüğü
Yurt Ansiklopedisi, Mardin. s 5817-5774.


Dostları ilə paylaş:

©2018 Учебные документы
Рады что Вы стали частью нашего образовательного сообщества.
?


elmi-redaktorlar-ziz-153.html

elmi-redaktorlar-ziz-158.html

elmi-redaktorlar-ziz-162.html

elmi-redaktorlar-ziz-167.html

elmi-redaktorlar-ziz-171.html